Kamulaştırma davası kime açılır? (Derinlemesine bir yolculuk) Bir kavşakta durduğunuzu düşünün: Bir yanda planlanan yol, diğer yanda yıllardır anılar biriktirdiğiniz ev… “Kamulaştırma davası kime açılır?” sorusu, işte tam bu kavşağın hukuk dilindeki karşılığı. Bu yazıda kökenlerden bugüne, bugünden yarına uzanıp, hem pratiği netleştirecek hem de geleceğe dair cesur sorular soracağız. Hadi, beraber düşünelim. Kökenler: “Kamulaştırma davası” tek bir dava değildir “Kamulaştırma davası” derken aslında birkaç farklı hukuki kulvardan söz ediyoruz: Bedel tespiti ve tescil davası: Kamulaştırmayı yapan idare (belediye, bakanlık, kurum) davacıdır; kamulaştırılan taşınmazın maliki (ve varsa diğer hak sahipleri) davalı olur. Yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesidir.…
10 YorumYazının Büyüsü Blogu Yazılar
Kamera Hangi Dil? Bilimsel merak, çoğu zaman basit bir soruyla başlar. “Kamera” kelimesi, hepimizin günlük hayatında sıkça kullandığı bir sözcük. Ama hiç düşündün mü, bu kelimenin kökeni nereden geliyor, hangi dilden bize ulaştı? Bugün seninle bu sorunun peşine düşelim. Fotoğraf makinelerinden sinema perdelerine kadar uzanan bu kelimenin, yüzyıllar öncesine dayanan bilimsel ve dilbilimsel bir yolculuğu var. Bir Sözcüğün Hikâyesi: “Camera”dan “Kamera”ya “Kamera” kelimesi aslında Latince kökenli. Latince camera sözcüğü “oda” ya da “kubbe” anlamına geliyor. Bu kelime, Yunanca kamara (καμάρα) kelimesinden türemiştir. Yunanca kökte “kemer” ya da “kavisli tavanlı oda” anlamı vardır. İlginç bir biçimde, kelimenin asıl anlamı fotoğrafla değil,…
8 YorumOrijinal Türkçe Karşılığı Taklit midir? Kültürün Kopyaları Üzerine Antropolojik Bir Düşünce Bir antropolog olarak, kültürlerin nasıl birbirinden etkilendiğini, nasıl dönüştüğünü ve bazen de nasıl birbirine benzediğini incelemek her zaman büyüleyici olmuştur. “Orijinal Türkçe karşılığı taklit midir?” sorusu, yüzeyde basit bir dil tartışması gibi görünse de aslında insanlık tarihinin en derin meselelerinden birine işaret eder: özgünlük ve benzerlik. Çünkü her kültür, kendine ait bir kimlik yaratırken diğerlerinden izler taşır. Bu yazı, kelimelerin ötesine geçerek, taklit ve orijinalliğin insan toplumlarındaki anlamını antropolojik bir bakışla sorguluyor. Kültürün Aynaları: Orijinallik ve Taklit Arasındaki İnce Çizgi Antropoloji, bize gösterir ki hiçbir kültür tamamen orijinal değildir.…
8 YorumMotor İndike Gücü Nedir? – Tarihin Dişlilerinden Günümüz Mühendisliğine Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak bazen, sanayi devriminden bugüne kadar uzanan o buharlı seslerin arasında kendimi kaybolmuş bulurum. Motor indike gücü kavramı, kulağa teknik bir terim gibi gelse de, aslında insanlığın güçle kurduğu ilişkinin öyküsüdür. Gücü ölçmeye, kontrol etmeye ve yönlendirmeye duyulan merak, insanlığın tarih sahnesinde attığı en büyük adımlardan biridir. Buharlı trenlerin sisli sabahlarında başlayan bu serüven, bugün içten yanmalı motorların, elektrikli araçların ve hatta uzay araçlarının kalbinde yaşamaya devam ediyor. — Tarihin İlk Güç Arayışları: Kas Gücünden Buhara İlk çağlarda güç, insanın kendi bedeninde başlıyordu. Kas gücüyle taş taşımak,…
14 YorumGürültü İnsan Sağlığını Nasıl Etkiler? Sessizliğin Kıymetini Yeniden Düşünmek Sanayi Devrimi’nden bu yana dünya, giderek daha gürültülü bir yer hâline geldi. Fabrikalar, motorlar, şehir trafiği, uçaklar, hatta dijital cihazların bile çıkardığı sesler; modern çağın görünmez kirleticileri arasında. Gürültü kirliliği artık yalnızca bir rahatsızlık değil, doğrudan insan sağlığını etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul ediliyor. Peki gürültü insanı nasıl etkiler? Bu sorunun cevabı hem biyolojik hem psikolojik hem de toplumsal katmanlarda gizli. Gürültünün Tarihsel Arka Planı: Sessizlikten Sanayiye İnsanlık tarihinin büyük kısmı sessizlikle çevriliydi. Antik şehirlerde ses, toplumsal düzenin bir göstergesiydi. Örneğin Roma’da belirli saatlerde çan sesi bile yasaktı;…
8 YorumGücü Yetme Ne Demek? Ekonomik Gücün Görünmeyen Sınırları Bir Ekonomistin Düşünce Notları: Sınırlı Kaynaklar, Sonsuz İstekler Her ekonomik analiz, aslında basit bir gerçeğin etrafında döner: Kaynaklar sınırlıdır, ancak insan ihtiyaçları sonsuzdur. Bu dengenin içinde “gücü yetme” kavramı, hem bireysel hem toplumsal düzeyde derin anlamlar taşır. Bir ekonomist olarak sık sık düşünürüm; “Bir şeyin bedelini ödemek yalnızca parayla mı ilgilidir, yoksa zaman, emek ve fırsatlar da bu denklemin içinde midir?” Gücü yetmek, ekonomik açıdan sadece bir mal veya hizmeti satın alabilme kapasitesi değildir. Aynı zamanda fırsat maliyetlerini, gelir dağılımını ve kaynaklara erişim eşitsizliğini de içine alan çok katmanlı bir kavramdır. Çünkü…
8 YorumDavaya Katılmama Durumunda Ne Olur? Geleceğe Yönelik Bir Bakış Bazen hayatın akışında bizi beklenmedik kararların eşiğine getirir. Bir mahkeme celbi aldığınızda ve o davaya katılıp katılmama konusunda tereddüt yaşadığınızda, bu yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirebilecek bir yol ayrımında olduğunuz anlamına gelir. “Gitmezsem ne olur?”, “Bu karar toplumda neyi değiştirir?” gibi sorular, sadece hukuki sonuçlara değil, toplumsal dönüşümlere de kapı aralar. Gelin birlikte, geleceğe dair olasılıkları hayal ederek ve farklı bakış açılarını masaya yatırarak bu konuyu derinlemesine inceleyelim. Hukukun Geleceği: Davaya Katılmamanın Yeni Anlamı Bugün davaya katılmamanın sonucu genellikle nettir: zorla getirilme, para cezası, hatta bazı durumlarda tutuklama. Ancak gelecekte…
8 YorumGöz Doldurmak Nedir? – Antropolojik Bir Bakışla Kültürlerin Takdir Dili Bir Antropoloğun Davetkâr Girişi İlk kez saha çalışması için uzak bir köye gittiğimde yaşlı bir kadının şöyle dediğini duymuştum: “Bu genç kadın göz dolduruyor.” O an, kelimenin sadece bir övgü değil, bir toplumsal kabul töreni olduğunu fark etmiştim. Antropolog olarak, her kelimenin bir kültürün içinde taşıdığı derin anlamları keşfetmeyi severim. “Göz doldurmak” ifadesi de bunlardan biridir — sadece bir başarı ya da beğeni ifadesi değil; aynı zamanda bir değer aktarımı, bir ritüel onay biçimidir. Bu yazıda “göz doldurmak” deyimini, ritüellerden sembollere, topluluk yapılarından kimlik inşasına kadar geniş bir antropolojik mercekten…
14 Yorum190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Nedir? Kamu Yönetiminin Görünmeyen Omurgası Bazen bir yasa ya da kararname vardır ki, adı çok az kişinin kulağına çalınır ama etkisi hepimizin hayatına dokunur. “190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname” tam da bu tanıma uyan bir düzenleme. Kamu kurumlarının yapısından devletin işleyişine, memur kadrolarından bütçe planlamasına kadar görünmeyen ama çok önemli bir rol üstlenir. Eğer siz de “Bu kararname neden bu kadar önemli?” diye merak edenlerdenseniz, gelin birlikte hem verilerle hem gerçek hikâyelerle dolu bir yolculuğa çıkalım. 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Nedir? 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK), 1983 yılında yürürlüğe giren ve Türkiye’deki kamu…
6 YorumCandida enfeksiyonu “nasıl geçer?” sorusunu sorduğunuz anda ortalık tavsiyeyle doluyor: tek doz haplar, bitkisel karışımlar, “candida diyeti”, probiyotik yağmuru… Açık konuşalım: En hızlı sonuç için reçete listesi değil, doğru tanı + doğru bağlama uygun tedavi + nüksü önleme stratejisi gerekir. Ve evet, bazı popüler yöntemler düşündüğünüz kadar etkili değil. Tartışalım mı? Candida enfeksiyonu nasıl geçer? (Kestirme cevap: Tanıya göre, hedefe yönelik ve ölçülü) Kandidiyaz; vajinal, ağız–yutak (pamukçuk), cilt kıvrımları, tırnak ve çok daha nadiren kan/doku gibi farklı sahnelerde oynanan aynı oyunun varyasyonudur. Bu yüzden “tek reçete” yok. Örneğin vajinal kandidiyaz (VVC) için kısa süreli topikal azoller (klotrimazol, mikonazol vb.) veya…
10 Yorum